Üyelerden Gelen Şiirler

Şiir Defteri Şair Üyelerimizden

dragonMR - ÇOCUKÇA MUTLULUKLAR Şiiri

ÇOCUKÇA MUTLULUKLAR

ÇOCUKÇA MUTLULUKLAR
1. BÖLÜM
Küçük bir çocuğun gözlerinden bakıyorum hayata.
Artık ne yarını düşünüyorum, ne de karanlık geşmişi.
Yalnızca yaşadığım kısa, mutluluk dolu anlar var benim için.
Sağımda solumda önüme set çeken,
huzuruma taş koyan insanlar yok.
Sade ve sadece beni karşılıksızca seven,
birkaç oyun arkadaşım var.
Babası ona bir top aldığında etekleri zil çalan bir çocuk gibiyim
Ne geçmişin sorgusu var yaşamımda ne de gelecek kaygısı
Bitti artık mutlulukla aramızdaki,
yıllardır süren kan davası.

2. BÖLÜM
Küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkartmayı öğrendi,
ruhum ve nefsim,
Aşkla ve şevkle dolaşıyor vücudumda, aldığım her nefesim.
Çok sancılı bir geçiş oldu, o karanlık içindeki;
umutsuz günlerden aydınlıklara
Güneş doğmayan sabahlara, gayrı bir nihayet verdim.
Ümitsiz yaşadım yıllarca gelecekten ,
beni bekleyen o mahsun günlerden.
Bıktım usandım hep başkasını düşündüğüm,
kendimden habersiz dünlerden.

3. BÖLÜM
Her yeni gün içinde cevaplandıramadığım
binbir türlü sorularla uyanırdım
Karamsarlığın bana yaşattığı o insafsız işkencelere ,
zor kanaat dayanırdım
Ağlamak; duygusallığın değil çaresizliğin alametidir.
İnsanoğlu kendisini çaresiz hissettiği lahzalarda,
ağlar, ağlar yine ağlar.
Gün gelir yüreğini karalar bağlar.
Gün gelir çaresizlikten ciğerini dağlar.
Ben de ağlardım içten içe; geçmişin o çaresiz koridorlarında
Acımasız hayatın labirentlerinde her kayboluşumda,
kendimi sulu gözlerle bir çıkmazda bulurdum.
Hem geleceğimi arardım o labirentin içinde,
hem de kaybettiğim gençliğimi

4. BÖLÜM
Dört nala koştursa da beni, peşinden mutluluk dolu günler
Hiçbir zaman pes edip vazgeçmedim
O, aklında yalnızca oyun oynamak olan;
çocuk olarak kalabilmeyi öyle çok isterdim ki....
Herşey masum görünür insanın gözüne çocukluk yıllarında.
Ne yalanın iğrençliğini bilir o kalpler
ne de insanların bukalemun gibi sürekli değişen yüzlerini
Herşey toz pembedir; ta ki güvendiğin bir insandan
darbe yiyene kadar
İhtirasın ne olduğunu bilmez o küçük, neşe dolu yürekler

5. BÖLÜM
Kalk gidelim be küçüğüm, en güzel yıllarının geçtiği
o, dar sokak aralarına
Herşeyi geleceğe bırakarak yaşanmaz,
tuz basmayı bırak artık kabuklaşmış yaralarına
Başını öne eğme, şu üç günlük dünyada
beş para etmez insanların uğruna.
Şirazesi kaymış fani hayatta yarı yolda dönmek
yakışır mı, şanına ve onuruna?
Unutma; her aşk, Titanic'te ki gibi unutulmaz ve efsane olmaz
Gerçek insanların var olduğu yaşadığımız dibi delik alemde
Sen ne kadar çok seversen sev, ne kadar cebelleşirsen cebelleş
silerler seni tek bir kalemde.
Etrafındaki insanları pazardan karpuz seçer gibi seçmeyeceksin
Dikkatli ol! hiçkimseye acımazlar babasının güzel hatrına
Bulamazsın kimseyi, hasta ve zorda olduğunda,
ne sağında ne de solunda katlanacak kahrına

6. BÖLÜM
Huzura giden son treni kaçırmdan önce, karar vermelisin küçüğüm
Bu hayatta bilirsin, düşenin de dostu olmaz çekip gidenin de
Hüsranla geçen 23 senenin acısını,
yine kendinden çıkartmaya kalkma sakın!
Mutluluğa giden yol, bu defa her zamankinden daha yakın
Bırakın beni, çocuk kalbimle; daimi, vefakar gardiyanlarım
Zifiri karanlıklar içinde küçük bir ışık gibi beliriyor yegane şansım
Soğuk kaldırımlara oturup, seni üzenleri düşünmeyi bırak artık
Her tarafımda yalanların cirit attığı sahte bir dünyadayım.
Adım adım ilerliyorum, çocuksu ruhumla güzel günlere.
Son noktayı koyuyorum iflahımı kesen amansız sürgünlere.

7. BÖLÜM
Gökkuşağının tüm renklerini taşımak ve yansıtmak istiyorum.
Yetti artık siyah, beyaz veyahut griye razı gelmek zorunda olmalar
Üzme tatlı canını bundan sonra be küçüğüm
beş para etmeyen insancıklara
Hiçbirşey senden ve huzurundan daha önemli değildir, iyi bilesin
Yanlış yapanları ikinci şansı vermeden tek kalemde silesin.
Gerisini ilerisini ötesini berisini gereksiz yere düşünmeyesin......
Unutmak isteyip te unutamadığım herşeyi,
yerin yedi kat altına gömdüm bu gece.
Çıkmayacak artık dilimden karamsar tek bir hece.
Nice badireler atlattım güzelliklere ulaşma yolunda.
Yolun sonunda kavuştum sabah güneşine,
Baharın yeşiline, nisan yağmuruna.

8. BÖLÜM
İyi ve Güzele dair ne varsa şu hayatta hepsini yaşamak istiyorum
Çocukça kahkalar atmak, çocukça mutlu olmak,
Çocuk kalbimle sana gelmek istiyorum..
Düştüğün yerden kalkma zamanı şimdi, evlat.
Yaktım gemileri mutsuzluk limanında,
dönüp arkama bir an olsun bakmadan
Anı yakalamanın önemini anla, bütün geleceğini yakmadan
Karanlık mazimin ağlama duvarını,
yerle yeksan edip geldim bu noktaya.
Pesimizm deryasının anaforlarında boğulmadan önce,
karaya çıkmak lazım

9. BÖLÜM
Çıkmaz sokakların soğuk kaldırımlarında oturmaktayım
birkaç oyun arkadaşımla
Yıldızlara bakıp hayal dünyasına dalıyorum ara sıra,
farkına bile varmadan.
Akıntıya kapılıp gitmeyeceksin bu alemde, sonu hüsran olur
Bu tecrübeyi yaşayan herkes, kendini bir bunalımın pençesinde
ağlamaktan kızarmış, yaşlı gözlerle bulur.
Neden güzel ve mutlu anlar, hemencecik buhar olup kaybolur.
Aslına bakarsan küçüğüm gelecekten ziyade;
kaybettiğim benliğimi arıyorum kapkara dehlizlerde.
Kırık bir sandalla yol alıyorum usul usul
en yakın karaya doğru, engin denizlerde.
Şakaklarımda hissediyorum kan kokan bu okyanusun soğuk nefesini
Kesmek istiyorum geçmişin, kulağımda çınlayan acı sesini...

10. BÖLÜM
Tüm tabuları yıkmak istiyorum bugün, ömrümü yiyip bitiren.
Beynimi kemiren asparagas korkulardan;
korkmuyoruz artık küçüğüm
Kaybeden ben olmayacağım bundan sonra giriştiğim savaşlarda
Ayaklarımın altına aldım tüm saçma hurafeleri,
gereksiz zat-ı kepazeleri
Açtım kapılarını sonuna kadar, içeri temiz insanlar girsin diye
ruhumun odalarının
Geçmişe yolculuk mümkün olsaydı şayet,
ilk çocukluğuma ziyarette bulunurdum.
En güzel anlarımı bıraktım sabahtan akşam ezanına kadar;
plastik bir topun peşinde.
Hepimiz büyüyünce futbolcu olacaktık, peki şimdi ne olduk??

11. BÖLÜM
Ekmek kavgası uğruna, hayatın insafsız akışı içinde
hayallerimizden olduk.
Bizi biz yapan ideallerimizi zayi ettik
yaşam mücadelesinde
Sen sen ol küçüğüm sakın büyüme, hep çocuk kal.
Bir eline umut, diğerine neşe al.
Büyümek demek kendinden vazgeçmek demekmiş,
biz de tattık bu acı deneyimi.
Ağır hayat şartları içinde en yakın dostlar bile
birbirini görmez oldu.
Zaman akıp giderken, aynı yolda yürüdüğümüz
tüm yoldaşlar yalan oldu.
Aldanma kurulu bu düzene evlat,
yoksa herşeyini kaybedersin.
Elalem denen ne idüğü belirsizlerden önce;
kendi şahsiyetine aybedersin.

12. BÖLÜM
Haydi gel küçüğüm, rengarenk uçurtmalar bırakalım
masmavi gökyüzüne..
Elem dolu gözyaşları ile yanaklarını ıslatmak;
yakışır mı hiç gülyüzüne.
Güneş çalalım umutsuz, karanlık simalara.
Yer vermeyelim ifadelerde somurtkan imalara.
Nefessiz kalıncaya dek, el ele verip koşalım;
güler yüzlü yarınlara.
Hayatı bize zehir eden,yaşanmaz hale getiren
tüm sınırları aşalım.
Adına aŞk denen o garip duyguyu, doruklarda yaşayalım.
Ara sıra düşüp dizini incitsen de; kalkmasını bileceksin.
Hayat, sana asık suratıyla baksa da; sen hep güleceksin.
Vakit geldi küçüğüm, geldiğim gibi sessiz ve usul usul gidiyorum.
Sana ve tüm insanlığa; yürekten, çocukça mutluluklar diliyorum.

dragonMR üyesinin diğer şiirleri


Telif hakları bulunan şiirlerin kaldırılması için [email protected] adresine başvurunuz